Eşi için 40 günde 20 kilo verdi

İstanbul’da yaşayan Melahat Erol’a 20 yıl önce şeker hastalığı teşhisi konuldu. 20 yılın ardından kalp rahatsızlığıyla hastaneye kaldırılan talihsiz kadında böbrek yetmezliği hastalığının başladığı belirlendi. Doktorlar tarafından diyalize yönlendirilen ev kadını Melahat Erol, 9 ay burada tedavi gördü. Eşinin hastalığına üzülen Ümit Erol ise böbreğini bağışlamak istediğini söyledi. Yapılan tetkiklerde kilosunun bu duruma engel olduğunu öğrenen esnaflık yapan Ümit Erol, 40 gün gibi kısa bir sürede 20 kilo verdi. 95 kilodan 75 kiloya kadar düşen fedakâr eş, karısı için ameliyat masasına yattı. Nakledilen böbrekle yeniden hayata tutunan Melahat Erol ise eşine minnettar.

“KANA KANA SU İÇSEM DİYORDUM”

Diyalize girmekten çok korktuğunu ve bu dönemde birçok şeye hasret kaldığını anlatan Melahat Erol, “O an başka bir şey düşünemedim. Ama benim için kaçınılmazdı, 9 ay boyunca diyalize girdim. Eşim beni diyalize götürüp getirdi. Su içmeyi çok özlemiştim, ‘bir göl olsa da kana kana su içsem’ diyordum. Şimdi gönül rahatlığıyla su içebiliyorum. Ara sıra sevdiğim yemekleri yiyip kendimi ödüllendiriyorum. Her şey şimdi daha da güzel” dedi.

Böbrek bağışlamak isteyenlerin korkmaması gerektiğini ifade eden Erol, “Eşim bana böbreğini verdikten 3 gün sonra ayağa kalktı. Ben çok sağlıklıyım. Onun hiçbir sorunu yok. Şu anda sağlıklı bir şekilde çalışıyor. Böbrek vermek isteyenler çekinmesinler. Bu Allah’ın bir emri. Allah ‘birini ihtiyacı olana verin’ diye 2 tane böbrek vermiş” diye konuştu.

“HİÇ EKMEK YEMEDİM, DÜZENLİ SPOR YAPTIM”

Eşi için önce 20 kilo veren ardından ise ameliyat masasına yatan fedakâr eş Ümit Erol ise yaşadıkları zorlu süreci şu sözlerle anlattı:

“Eşime böbreğimi vermeye karar verdiğimde 95 kiloydum. ‘Bu kiloyla böbreğini veremezsin’ dediler. Kilo vermeye kafama koyup 40 günde 20 kilo verdim. Hiç ekmek yemedim, düzenli yürüyüşümü yaptım. Hastanede tartıldım, 75 kiloya düştüğümü gördüm. Kilom düşünce doktorlar karar verip beni hemen nakle alabileceklerini söylediler. Ben de hemen ameliyat oldum. Benim için çok iyi oldu. Eşim de kurtuldu ben de kurtuldum. Herkesin böbreğini bağışlaması gerektiğini düşünüyorum.”

DİYABET BÖBREK YETMEZLİĞİNE GÖTÜRÜYOR

Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Böbrek Nakli Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, şeker hastalığının böbrek sağlığını tehdit eden hastalıkların başında geldiğini belirterek, “Türkiye’de beslenmenin bozulması, egzersiz azlığı gibi nedenlerle kilolu insan sayısındaki artışa paralel Tip 2 diyabet sayısı artış gösteriyor. Buna bağlı olarak şeker hastalığı uzun vadede böbrek yetmezliğinin nedeni olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

BÖBREK VERİCİSİ İDEAL KİLOYA İNMELİ

Böbrek alıcısında kilonun nakle engel olmadığını anlatan Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu, “Fakat zayıflaması alıcı kişinin genel sağlığı açısından da istediğimiz hedeftir. Böbrek vericilerinde ise durum farklı. Kişi bize başvurduğunda sağlıklı kilo aralığının dışındaysa vücut kitle indeksi yüksekse onlarda önce kilo verme sürecini yürütüyoruz. Kilosu sağlıklı aralığa girdikten sonra, mevcut kiloda kalacağına ikna da olmuşsak böbrek vericisi olmasına izin veriyoruz” şeklinde konuştu. 

Kategoriler
Adana

‘Gizemli virüs’ yeni bir salgının habercisi olabilir’

Şimdiye kadar 9 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan ve Çin’de ortaya çıkan 2019-nCoV adı verilen corona virüs dünyada tehdit oluşturdu. Türkiye’de de virüsten etkilenmemek için İstanbul Havalimanı’ndaki Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Türkiye’de ‘gizemli virüse’ ilişkin herhangi bir hastanın olmadığını belirten Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da, “Bizde şu an herhangi bir hastanın hatta riskli hastanın olmadığının altını çizmek istiyorum” açıklamasında bulundu.

Ortaya çıkan bu virüsün corona virüs ailesinden olduğunu ve bu aileden 6 virüsün bilindiğini belirten İstanbul Aydın Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Özer Akgül, “Yeni tanımlanan bu virüs ailenin 7’ncisi olarak biliniyor. Daha önce ortaya çıkan SARS ve MERS virüslerinin yakın akrabası diyebiliriz. Diğerleri gibi bunların da salgın yapabilme ihtimali var ancak virüsün henüz çok bilinirliği olmadığı için salgın öngörüsünde bulunmak çok da mümkün değil” ifadelerini kullandı.

“SOLUNUM YOLU İLE BULAŞIYOR”

Henüz Türkiye’de gözükmeyen bu virüs için alınacak önlemlerin solunum yolu sistemi enfeksiyonlarına yol açan virüslere karşı alınan önlemlerle aynı olabileceğine dikkat çeken Akgül, “Hasta ile temas etmeden önce ve sonra mutlaka su ve sabunla el yıkamak, ölü veya canlı enfekte olduğu düşünülen hayvanlarla temaslardan kaçınmak önem taşır. Öksürürken ve hapşırırken burun ve ağız bölgesinin bilek bölgesinin içine kapatılmasına özen gösterebiliriz. Solunum yolu ile bulaştığı için özellikle şüpheli olan bölgelerden gelen yolculara mutlaka enfeksiyon hastalıkları taraması yapılması gerekir” diye konuştu.

“VİRÜSÜN BULAŞMA İHTİMALİ YÜKSEK ÜLKELER ARASINDAYIZ”

Türkiye’de alarm verici bir belirtinin olmadığını ancak ‘olmaz’ demenin de mümkün gözükmediğini ifade eden Özer, “Dünya globalleşti ve uçaklarla her yere seyahat edilebiliyor. Bu nedenle bulaşma ihtimali yüksek ülkeler Antalya escort arasında konumlanıyoruz” dedi.

“GRİP, SOĞUK ALGINLIĞI VE ZATÜRRE BELİRTİLERİ GÖRÜLÜYOR”

Corona virüs ailesinin genel olarak yaptığı belirtilerin görüldüğüne dikkat çeken Özer, şunları söyledi:

“Genel olarak yaptığı belirtiler hep solunum yolu sistemi üzerine. Grip, soğuk algınlığı, zatürre gibi hastalıkların temel belirtilerini gösteriyor. Herhangi ekstra bir farklılık yok. Sadece bu hastalık biraz daha ağır geçiriliyor ve ortak belirtisi ateş. Uçaklardaki enfeksiyon kontrolleri de aslında ateş takibi. Hastalardaki ateşi ölçüyorlar ve yüksek ateşi olan, solunum sistemi rahatsızlıkları belirtisi taşıyan hastaları karantinaya alıyorlar. Ateş tipik bir bulgu ve bunun üstüne de solunum sistemi eklenebiliyor.”

Yeni bir salgının gelmesinden korktuklarını belirten vatandaşların bazıları virüsten korunmak için kalabalık ortamlardan uzak durduğunu ve hijyene dikkat ettiklerini söylerken bazıları da Dünya Sağlık Örgütünü bile alarma geçiren bu gizemli virüsten henüz haberleri olmadığını belirtiyor.

Kategoriler
Adana

Yurt dışında iş yapan Türkleri, ‘Türk güvenlik şirketleri korusun’ önerisi

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer, Somali’de iş yapan Türk müteahhitlik firmasının şantiyesine düzenlenen bombalı saldırı, Türkiye ile Rusya arasında Libya’da ateşkesin sağlanması için yapılan Moskova Zirvesi ve Berlin’deki Libya Konferansı üzerine açıklamalar yaptı.

YURT DIŞINDA İŞ YAPAN TÜRK ŞİRKETLERİNİN GÜVENLİĞİ SAĞLANMALI

Libya, Somali, Katar gibi ülkelerde bulunan Türk askerinin görevinin teknik ve taktik destek sağlamak olduğunu vurgulayan Dr. Güçlüer, “TSK tarafından o ülkelerdeki askeri ve yerel kolluk güçlerine eğitim, malzeme desteği veriliyor. Bunula birlikte örneğin Somali’de yol inşa eden Türk şirketinin güvenliğinin sağlanması da gerekiyor. Doğal olarak Türk askerinden böyle görevler de bekleniyor. Askerimiz bunu oradaki yerel güvenlik birimleri üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyor. Aslında burada yerel unsurlar ile Türk askeri arasında yarı geçişken paramiliter bir güce ihtiyaç var” diye konuştu.

“TÜRK ORDUSUNUN YÜKÜ DE HAFİFLER”

Dr. Güçlüer, “Bence askerlerimizden ziyade devlet tarafından denetlenen, kanunen sınırları belli, Türkiye’deki özel güvenlik teşkilatlarına, yurt dışına iş yapan Türk firmalarının korunması için yetki verilmesi, önlerinin açılması gerekiyor. Yurt dışında iş yapan Türk firmaların o ülkelerle yaptıkları anlaşmalara bu maddenin konulması lazım. Türk özel güvenlik firmaları, yapılan işin ve iş yapan şirketlerin korunmasında görevli olmalıdır, bunun önünü açmalıyız. Bu düzenleme ordumuzun yurt dışındaki yükünü hafifletir ve Türk firmalarının yurt dışında çalışmalarının da önü açılır. Bunların devlete masrafları da olmaz” ifadelerini kullandı.

MOSKOVA ZİRVESİ’NİN ÜZERİNE BERLİN’İN GÖLGESİ DÜŞTÜ

Moskova Zirvesi’nin başında her şeyin yolunda olduğunu aktaran Dr. Güçlüer, “Berlin’de Libya Konferansı’nın yapılacağı biliniyordu. Fakat Türkiye ile Rusya konferans öncesi taraflar arasında kalıcı bir ateşkesi sağlamak ve bu ateşkes üzerinden siyasi yol haritası belirlemek için Moskova’da zirve düzenledi. Aslında zirvenin başında her şey yolundaydı. Libya’nın doğusunu kontrol altında tutan isyancı General Hafter, önüne konan ateşkes metnini de imzalamak üzereydi. Son anda çark etti, biraz zaman istedi. Sonra ateşkesi imzalamadan Moskova’yı terk etti. Aslında Moskova Zirvesi’nin üzerine Berlin’in gölgesi düştü. Çünkü Moskova’da ateşkes imzalansaydı. Avrupa ülkelerinin Libya’ya istedikleri gibi müdahil zorlaşacaktı ” ifadelerini kullandı.

“BERLİN’DEN HAFTER’E TALİMAT VERİLDİ”

Türkiye ile Rusya’nın iş birliği ile Libya’da ateşkes sağlansaydı, Avrupa ülkelerinin artık bir fonksiyonunun kalmayacağını vurgulayan Dr. Eray Güçlüer, “Berlin’deki Libya Konferansı’nda ne konuşulacaktı, zaten ateşkes olmuştu. Sadece ateşkesin siyasi yol haritası tartışılabilirdi. O yüzden Berlin’den Hafter’e talimat verildi. Talimatı, Almanya üzerinden Avrupa ülkeleri verdi. Avrupalı ülkeler ‘bizim olmadığımız ateşkesi istemiyoruz’ dedi. Berlin konferansına kadar Hafter pek çok saldırı yaptı, limanları abluka altına aldı. Moskova’da ateşkes anlaşması imzalansaydı kan dökülmezdi” dedi.

UMH’NİN ORTADAN KALMASINA YÖNELİK TEHDİT DURDU, TÜRKİYE BARIŞIN ANAHTARI OLDU.

55 maddelik ateşkes metninin imzalanmasını, BM tarafından Libya’nın meşru hükümeti olarak tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) ortadan kalkmasına yönelik tehdidin durması olarak okuduğunu söyleyen Dr. Güçlüer, “Meşrutiyeti olan hükümeti ortadan kaldırmakla görevli Hafter gibi bir aparatın durması, meşru hükümetin güçlenmesine zemin hazırlayacaktır. Meşru hükümetin güçlenerek Hafter karşısında bir denge oluşması için ateşkesin imzalanması son derece önemliydi. Türkiye Libya’da barışın anahtarı oldu” diye konuştu.

“ATEŞKEŞ ANLAŞMASINI HAFTER BOZMAK İSTYECEKTİR”

Dr. Güçlüer, “Hafter ile yapılan anlaşma kalıcı olur mu? Bence zor. Hafter’in ateşkesi bozma ihtimali yüksektir. Çünkü Hafter’i oluşturan, destekleyen arkasındaki güç zeminin arasında çatlaklıklar, çıkar çatışmaları var. Ancak bölgedeki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığı önemli bir denge unsurudur” ifadelerini kullandı.

En temiz havaya sahip ülkeler belirlendi: Türkiye 61’inci sırada

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde dünyanın en temiz havasına sahip olduklarını iddia etmişti. Ancak Yale ve Columbia Üniversitesi tarafından yapılan Çevresel Performans Endeksi’ne göre bu iddiasının doğru olmadığı belirlendi.

Raporda en temiz havaya Avustralya, Barbados, Ürdün ve Kanada’nın sahip olduğu ifade edildi. Sanayi devleri Fransa, İngiltere ve Almanya sırasıyla 13, 18 ve 46’ncı sırada yer aldı. Türkiye ise listeye 61’inci sıradan girdi.

Havası en kirli ülke ise 180’inci sırada yer alan Nepal oldu. Nepal’i sırasıyla Bangladeş, Hindistan ve Çin izledi.

İŞTE HAVASI EN TEMİZ OLAN ÜLKELER

1- Avustralya
1- Barbados
3- Ürdün
4- Kanada
5- Danimarka
6- Finlandiya
7- Yeni Zelanda
8- Brunei
9- İzlanda
10- ABD
.
13- Fransa
.
18- İngiltere
.
46- Almanya
.
61- Türkiye
.
177- Çi
178- Hindistan
179- Bangladeş
180- Nepal

En çok erkekler intihar ediyor: Sorumluluk çok fazla

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yayınladığı rapora göre, her yıl yaklaşık 800 bin kişi kendi hayatına son veriyor. Dünya genelinde erkek intihar oranının kadınlara kıyasla daha fazla olduğunun ön plana çıktığı raporda, her 100 bin erkekten 13,5’i, her 100 bin kadından 7,7’si intihar ediyor. Türkiye’de ise erkeklerde intihar oranı her 100 bin kişide 11,3 iken kadınlarda 3,2 olarak görülüyor. İntihar nedenlerinin başında akıl hastalıkları, ekonomik problemler, işsizlik, ailevi problemler ve günümüzde gittikçe artmaya başlayan uyuşturucu madde kullanımı gibi nedenlerin yer aldığını belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Psikiyatrist Onur Okan Demirci, kişinin intihar seviyesine gelmeden önce anlaşılabileceğini söyledi.

İNTİHARA MEYİLLİ KİŞİYİ ANLAYABİLİRİZ

İntihara meyilli kişiyi anlayabilecek küçük ipuçları bulunabileceğini belirten Onur Okan Demirci, “Bunların en başında kişinin hayatında meydana gelen ufak değişiklikleri gözlemlemek yer alıyor. Burada da en büyük sorumluluk ailesine ve sosyal çevresine düşüyor” dedi.

Uyarılarda bulunan Demirci, “İntihara meyilli kişiler kendilerini belli etmeye başlarlar. İçe kapanmaya, sosyal çevreden kendilerini çekmeye, yaptıkları işte gerilemeye hatta bazen intihar edeceklerine dair ‘hayattan bıktıklarına, artık çaresiz olduklarına’ değinirler. Özellikle buradaki çaresizlik mesajı kişinin artık işin içinden çıkamayacağının göstergesidir. Buna dair mesajları yakalamak çok önemli. Burada en büyük sorumluluk ailesine ve sosyal çevreye düşüyor. Onu takip edebilmek, gözlemlemek, yakın olabilmek önemli. Siz bireyden duygusal iletişim anlamında ne kadar uzaksanız, bu belirtileri kaçırma şansınız çok yüksek olacak. Ne kadar yakınsanız da bu belirtileri yakalama şansınız yükselecek. Yakaladığınız anda da kişiyi intihar etmekten kurtarabilirsiniz. Kişiyi kurtarmak için sosyal destek de önemli. Kişinin hayatındaki çaresizliğe destek olabilmek gerekiyor. Bunun yanında muhakkak bir uzman desteği alınması şart. Bu belirtileri yakaladığımız an kişiyi oradan kurtarabilme şansına büyük oranda sahibiz. Geç kaldığımız zaman maalesef bu söylediğimiz rakamlara gidiyoruz” ifadelerini kullandı.

ERKEĞE YÜKLENEN SORUMLULUK AĞIR GELİYOR

Erkeklerin intihar oranlarının kadınlara kıyasla daha fazla olmasının altında, erkeğe yüklenen sorumluluğun bireye ağır gelmesinin yattığını ifade eden psikiyatrist Demirci, şöyle konuştu:

“Erkeklerde oranların daha fazlası toplumun erkeğin üstüne yüklediği baskıdan kaynaklanıyor. Bu durum orta ve düşük gelirli ya da sosyokültürel seviyesi biraz düşük olan ülkelerde gerçekleşiyor. ‘Erkek çalışmak zorunda, ailesine bakmak zorunda, erkek güçlü olmak zorunda…’ bireyin bu güç azaldığı ve ailesine yeterince sahip çıkamadığını düşündüğü zaman böyle bir yola sürüklenme ihtimali, kadına göre daha fazla. Ama gelişmiş ülkelerde böyle bir durum söz konusu değil.”

Psikiyatrist Demirci, toplum olarak intihara sürüklenme yolunda önlemler alınması gerektiğini, bunun da daha çok sosyal destek ve devlet desteği ile sağlanabileceğini de sözlerine ekledi.

Bu yılın genç erkek modası jogger pantolonlar

Sportif parçalarla çabasız şıklık gençler arasında bu sezon moda olmuş durumda. Eşofman altının rahatlığını ve pantolon şıklığını bir arada kullanmak isteyen genç erkekler kolay giyilen, kalça ve basenden rahat kesim, paçaları dar jogger pantolonlara yöneldi.

Sokaklarda ve kampüste gömleklerle, outdoor mekanlarda sweatshirt’lerle kombinlenen jogger pantolonlarda toprak tonları, yeşil ve siyah renkleri ön plana çıkıyor. Bu noktada Hazır Giyim Markası DeFacto, jogger pantolonların ön plana çıktığı yeni bir koleksiyon hazırladığını duyurdu. Marka tarafından yapılan açıklamada jogger pantolonların, kargo modelleri ve çizgili desenleri ile birbirinden farklı alternatifler sunduğu belirtildi.

Hem smokin hem takım elbise

Klasik stilin şıklığından ödün vermeyen erkekler, smokinin elegan görünümünü tercih ediyor. Modern duruşu ile dikkat çeken smokinlerin kullanım alanı genişletiliyor. Bu noktada erkek giyim markası Altınyıldız Classics yakası çıktığı zaman takım elbise olarak da kullanılabilen smokin tasarladı. Bu özel tasarım sayesinde hem davetlerde hem de ofiste daima stil sahibi görünmek isteyenlere tek parçayla iki farklı tarz sunuluyor.

Sonbaharın serin günlerini kucaklarken koleksiyonda siyah gibi zamansız modellerin yanı sıra lacivert, bordo, ekru ve beyaz renklerinin ön plana çıktığı görülüyor. Ayrıca beyaz ata yaka gömlekler smokinlerin vazgeçilmez tamamlayıcısı olarak bu sezon da ön planda.

Marka tarafından koleksiyona ilişkin yapılan açıklamada, “Altınyıldız Classics erkeği, birbirinden farklı smokin modelleri ve renk çeşitleriyle sonbahar düğünlerinin yıldızı olacak, şıklığından ödün vermeden gecenin keyfini çıkaracak. Smokinin mükemmel tamamlayıcısı olan beyaz ata yaka gömleği seçerek stilinizi tamamlayabilir, havanın durumuna ve düğün mekanınıza göre yelek ya da ceketinizi kullanabilirsiniz. Şık ve foksiyonel detaylarıyla kullanım alanını genişleten Altınyıldız Classics smokinler; takılıp çıkabilen saten yaka özelliği ile günlük hayatınızda takım elbise olarak da kullanabiliyor, tek parça ile birden fazla kullanım avantajı da sağlıyor. Siyah gibi zamansız modellerin yanı sıra lacivert, bordo, ekru ve beyaz renk alternatifleri katıldığınız davette fark yaratmanız için de ideal bir seçim. Altınyıldız Classics’in ayrıca şal yaka gibi formlarıyla dikkat çeken smokinleri, sizi gecenin en şık davetlisi yapacak etkiye sahip” denildi.

‘Perdeden gelinlik yap’ dediler: İnat etti, 120 kilo verip ikiz doğurdu

İstanbul’da yaşayan 37 yaşındaki Canan Başar Aytepe’nin başı uzun yıllar fazla kilolarıyla dertteydi. 5 yıl önce eşi Fatih Aytepe ile evlenmeye karar vermesinin ardından önce gelinlikçi ‘gelinlik giyemezsin’, sonra doktor ise ‘çocuk doğuramazsın’ dedi. Büyük hayal kırıklığına uğrayarak evlilikten vazgeçen genç kadına, eşi ne olursa olsun destek olup yanında duracağını söyledi. Aytepe, eşinin desteğini görünce kilo vermeye karar verdi ve mide küçültme ameliyatı oldu. 1 yılda 120 kilo veren genç kadın sürpriz bir şekilde ikiz çocuklarına hamile kaldığını öğrendi. Sorunsuz bir hamilelik süreci geçiren Aytepe, 2 yıl önce kızları Damla ve Yağmur’u kucağına aldı.

“GELİNLİKÇİ BANA TRAVMA YAŞATTI”

Obez bir çocukluk dönemi geçirdiğini söyleyen Aytepe, “Gece 3’te kalkıp anneme makarna yaptırıp yiyordum. Fast-food ve asitli içecekleri çok fazla tüketiyordum. Eşimle uzun yıllar sevgili olduk. Evlenmeye karar verince gelinlik bakmak istedim, hayalim vardı. Gelinlikçiye gittim, katalogdan gelinlik beğendim, çalışan kadına gösterdim. O da bana ‘kızım camdaki perdeyi sök, üstüne dola tamamı senin üstüne gelinlik olur’ dedi. Söylediği benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Kafamdan aşağı kaynar su döküldü. Bu travmayı biraz zor atlattım. Hatta evlilikten vazgeçtim. Eşim her zaman destek oldu. Bana ‘seni böyle seviyorum, hiçbir şey umurumda değil’ diyordu, biz öyle devam ettik” ifadelerini kullandı.

DOKTOR ‘BU KİLOYLA HAMİLE KALAMAZSIN’ DEDİ

İnternette aşırı kilolu kişilerin çocuklarının olmayacağına yönelik haberler okuyunca doktora gitmeye karar verdiğini aktaran Aytepe şöyle devam etti:

“Doktor bana ikinci bir travma yaşattı. ‘Kızım sen bu kiloyla hamile kalamazsın, hadi kaldın zaten doğururken masada kalırsın, annesiz çocuk mu dünyaya getirmek istiyorsun?’ dedi. Çok kötü oldum, ayrılmaya karar verdim. Eşim ‘sen daha değerlisin, çocuk umurumda değil, yeter ki sen ol’ diye beni sakinleştirdi.”

1 YILDA 120 KİLO VERDİ

Gelinlikçide yaşadıkları ve doktorun söyledikleri duyduğu sözler üzerine kilo vermeye karar verdiğini söyleyen Aytepe, “Sonra kilo vermeye karar verdim. Ya eşimin yanında çocuklarımla beraber olacaktım, ya da olmam diye düşündüm. Mide küçültme ameliyatı olmaya karar verdim. Ameliyata girmek için 178 kilodan 158 kiloya düştüm” ifadelerini kullandı.

SPORU DA HAYATINA DAHİL ETTİ

Ameliyattan sonra çok hızlı kilo verdiğini dile getiren genç kadın, “Evlilik hayalim de olduğu için spor yapmaya başladım. İlk ay haftanın 5 günü sabahları beş, akşamları beş kilometre yürüdüm. Daha sonra haftanın 4 günü yüzmeye gittim. 6’ncı ayın sonunda 85 kiloya indim” dedi.

GELİNLİĞİMİ AYNI GELİNLİKÇİ DİKTİ; BENİ GÖRÜNCE ŞOK OLDU

Fast-food’u ve asitli içecekleri hayatından çıkardığını belirten Aytepe, “Haftada 1 bardak su içerdim, artık günde 2 litre su içiyorum. Aynı gelinlikçiye gittim istediğim bir gelinlik vardı, onu seçtim. Gittiğimde beni tanıyamadı, bir önceki gidişimde resim çektirmiştim onu gösterdim. ‘Bu sen olamazsın’ dedi. 1 yıl sonra yeni halimle yanına gittiğimde şoka girdi ve inanamadı” diye konuştu.

ŞİMDİ 60 KİLO

Şu anda 60 kilo olduğunu belirten Aytepe, “Gelinliğimin üstüne nazar değmesin diye mavi çiçekler taktırdım. Önce nişan yaptık, ağustos ayında düğün yaptık. 78 kiloydum. Evlendikten sonra 1 yılı tamamladığımda sürpriz bir şekilde hamile olduğumu öğrendim o zaman 58 kiloydum. Ameliyatımın üzerinden 5 yıl geçti şu anda 60 kiloyum” ifadelerini kullandı.

“ANNELİK TARİF EDİLEMEZ BİR DUYGU”

Çocuklarının sağlıklarının gayet iyi olduğunu söyleyen Aytepe, “Hamilelik dönemimde de çok kilo almadım, sadece bebekler kilo aldı. 68 kiloyla doğuma girdim. İkiz oldukları için erken geldiler, sezaryenla doğum yaptım. Annelik tarif edilemez bir duygu. Çünkü ‘anne olamazsın’ demişlerdi. Sonra kucağıma ikiz yavrularımı aldım. Bu anlatılamaz bir şey. Anne olamamak çok korkutucu bir düşünceydi. Sağlık durumları çok iyi, şimdi 2 yaşındalar” dedi.

“AİLEMİZDE İKİZ ÇOCUKLAR VARDI”

Aytepe, “Doktorlar 2 yıl sonra hamile kalmamı önerdiler ama ben 1 yıl sonra hamile kaldım ve ikizlerim oldu. Ameliyat sonrası erken hamilelikten dolayı da Türkiye’de yaşayan ilk ikizlerimiz. Benim ve eşimin ailesinde ikiz çocuklar vardı. Hem korku hem heyecan yaşadık” ifadelerini kullandı.

AŞIRI KİLOLULAR NEDEN GEBE KALAMAZ?

Aytepe’nin doktoru Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Ekici ise, aşırı kilolu hastalarda yandaş hastalıkların neden olduğu sorunlardan dolayı gebe kalmanın ve çocuk sahibi olmanın daha problemli olduğunu söyledi. Dr. Ekici, “Obez hastalarda düşük riski de vardır ama genellikle gebe kalmakta sıkıntı yaşıyorlar. Kan pıhtılaşması gibi hormonlarla ilgili problemler nedeniyle de düşük kalma riski normal kilodaki insanlara göre daha yüksek seyreder” diye konuştu.

Aşırı kilolu hastalarda yapılan testler sonrasında her şey uygunsa tüp mide ameliyatını önerdiklerini belirten Dr. Ekici, “Sadece bu da değil başka obezite tedavi yöntemleri de var bunları da hastaya uygun olarak belirlenip yapılabilir, yaygın olan ve güvenli ameliyatlardır” açıklamasında bulundu.

“CANAN HANIM AZİMLİ BİR HASTA”

Dr. Ekici, “Canan Hanım 5 yıl önce ameliyat oldu sonra gebe kaldı, ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. Çok ciddi kilo verdi. Doğumundan sonra da kilo almadı, kendisi bu konuda azimli ve tavsiyelere uyan bir hasta. Dolayısıyla sürecinde hiçbir problem yaşanmadı” dedi.

Altınyıldız Classics’ten ‘Takım Elbise Günü’ için kampanya

Erkek giyim markası Altınyıldız Classics ‘13 Ekim Takım Elbise Günü’ ne özel kampanya yaptığını duyurdu.

Markadan yapılan açıklamada, “Gerek iş hayatında, gerekse özel günlerde takım elbiseden vazgeçmeyenler için her sene 13 Ekim’i ‘Takım Elbise Günü’ olarak kutlayan Altınyıldız Classics, yeni sezona yakışan renk alternatifleri ve birbirinden şık modelleri ile her koşulda yıldız gibi giyinen erkeklerin tercihi oluyor. Tarz sahibi erkekler indirim kapsamında 11-13 Ekim tarihleri arasında birinci takım elbiseye 499 liraya, ikinci takım elbiseye ise 299 liraya sahip oluyorlar” denildi.

Bağcılar Tekerlekli Sandalye Takımı ilk galibiyetini aldı

2019-2020 Tekerlekli Sandalye Basketbol Şehit İlyas Kaya Sezonu Süper Ligi’nin üçüncü haftasında Bağcılar Belediyesi Tekerlekli Sandalye Basketbol takımı, Ceylanpınar Belediyesi Engelliler Basketbol takımıyla karşılaştı.

Göztepe Spor Kompleksi’ndeki maça sporseverler büyük ilgi gösterdi. Zorlu geçen mücadelede takım koçu Emrah Elban’ın yönlendirmeleri doğrultusunda maça sarılan mavi-beyazlılar mücadeleyi 68-44 kazandı. Ceylanpınar Belediyesi’ni 24 farkla yenen Bağcılar Belediyesi, bu skorla sezonun ilk galibiyetini de almış oldu.

ÇAĞIRICI: SPORCULARIMIZ ÇOK GÜZEL BİR OYUN SERGİLEDİ

Sporcuları tebrik eden Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, “Ligde beklediğimiz puanı üçüncü haftada aldık. Sporcularımız çok güzel bir oyun sergiledi. Hepsiyle gurur duyuyorum. Bundan sonraki maçlarda da başarılar diliyorum” dedi.