“Futbolda toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalı”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Spor Yöneticiliği Bölümü, BİLGİ Gender Çalışma Grubu ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, futbolda ayrımcılığa karşı çalışmalar yapan uluslararası FARE Network desteğiyle ‘Kapsayıcı Futbolu Düşlemek’ etkinliğini düzenledi. Şiddetsizlik Merkezi ve BoMoVu (Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi) katkısı ile düzenlenen atölyelerde, futbolu sadece profesyonellerin ve erkeklerin yer aldığı bir alan olarak tanımanın ötesine geçmenin yolları tartışıldı. Etkinliğin açılış konuşmalarında BİLGİ Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksek Okulu Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi İlknur Hacısoftaoğlu, farklı bileşenleri bir araya getirerek çözüm arama amacı güttüklerini belirtti.

“İMKÂNLAR EŞİT OLMALI”

Sporun birleştirici gücünün doğru anlaşılıp, aktarılarak engelleri kaldırmak için kullanılabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Hacısoftaoğlu, “Bu sebeple aynı alanda emek veren tüm paydaşları bir araya getirme ihtiyacı hissettik. Futbol, dünyanın dört bir yanında kitleleri peşinden sürükleyen ve birleştiren bir spor dalı. Bu kimliğe sahip bir spor dalının ayrımcılığa, ötekileştirmeye, dışlamaya sahne olması kabul edilemez. Futbolda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadın futbol kulüplerinin; lgbti kulüp ve futbol takımlarının eşit imkanlara sahip olması gerekiyor” dedi.

BİLGİ Gender Çalışma Grubu’ndan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur Nuhrat ise toplumsal cinsiyet alanında çalışan tüm bileşenleri kapsayıcı futbol alanında birlikte düşünmeye ve çalışmaya davet etti. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Hilal Esmer, tüm farklılıklara rağmen futbolu sevenler ve oynayanlar olarak bir araya gelmenin önemine vurgu yaparak özgür bir futbolun hayalini kurduklarını belirtti. Esmer, “Futbol herkes içindir” dedi.

FUTBOLA DAİR DENEYİMLER

Etkinlikte kadın futbol kulüp ve takımlarından, lgbt+i / queer futbol kulüp ve takımlarından, akademiden, sivil toplum kuruluşlarından, spor medyasından, futbolda kapsayıcılık alanında düşünen ve çalışan temsilcilerden çok sayıda katılımcı yer aldı.  Şiddetsizlik Merkezi ve BoMoVu katkısıyla düzenlenen atölyelerde katılımcılar futbola dair deneyimlerini paylaştı, karşılaştıkları güçlükleri aktardı ve futbolun güçlendirici alanlarına da vurgu yaptı. Sorunlara ilişkin çözüm önerilerini ele alan katılımcılar, medyada toplumsal cinsiyet eşitliği, kapsayıcı futbol alanında örgütlenme ve dayanışmanın nasıl kurulacağı, çocukların futbola katılımında toplumsal cinsiyet eşitliğinin nasıl sağlanabileceği ve dilin bu alanda toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bir şekilde nasıl dönüştürülmesi gerektiğini tartıştı.

ALGI DEĞİŞİMİ ÖNEMLİ 

Katılımcılar grup çalışmalarında eşitlikçi ve kapsayıcı bir futbolun, herkesin spor yapma hakkından yararlanacağı bir alan yaratmada önemli yollardan biri olduğunu vurguladı. Futboldaki eşitsizlik sorununu çözebilecek kilit noktaların devlet ve sivil toplum destekli eğitim programları olduğunu belirten katılımcılar, cinsiyetçi kalıp yargıların üretilmesi ve pekiştirilmesi sürecinin son bulması gerektiğine değindi. Katılımcılar, aile ve akran gruplarının bilinçlendirilmesi, eğitim müfredatlarının gözden geçirilmesi ve kitle iletişim araçlarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin gözetilmesinin değişimi yaratmadaki önemini vurguladı.

 

FOTOĞRAFLI

Milli basketbolcu Latife Selin Şahin İtalya’ya transfer oldu

 

26 yaşındaki Latife Selin Şahin, 3 yaşındayken geçirdiği trafik kazasında omurilik felci oldu. Başakşehir’de yaşayan ve İstanbul Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölümü’nde eğitimine devam eden Şahin, parkede bir ilke imza atarak İtalya’nın Reggio Calabria Kulübü’ne transfer oldu. Avrupa’ya transfer olan ilk engelli kadın basketbolcu olarak tarihe geçen Latife Selin Şahin’in hayatı, Başakşehir Belediyesi’nin düzenlediği bir konserle değişti. Konserde Beşiktaş Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı ile tanışan Şahin, spora başlama serüvenine yönelik şunları söyledi:

“Konser sonrası Beşiktaş’ın genel menajeri Erdem Göksel ile tanıştım. Beni maçlarına davet etti. Galatasaray’la yaptıkları maçı izlemeye gittim ve çok etkilendim. Keyifliydi, çok heyecanlıydı. O maçtan sonra spora başlama kararı aldım ve Beşiktaş Spor Kulübü Tekerlekli Sandalye Takımı’nda basketbola başladım.”

“SPOR, ENGELLİLER İÇİN DIŞARIDAN GÖRÜNDÜĞÜ KADAR ZOR DEĞİL”

Çoğu engelli bireyin spora başlamaktan çekindiğini ifade eden Şahin, “Bazı engelli bireylerde ‘acaba yapabilir miyim, acaba tek başıma gidebilir miyim?’ korkusu oluyor. Bence yapmalılar çünkü spor engelliler için dışarıdan göründüğü kadar zor değil ve çok keyifli. İnsanın kendi ayakları üstünde durabilmesi çok büyük bir özgürlük. Ben bu hazzı yaşadım, herkese öneriyorum” diye konuştu.

BAŞKAN KARTOĞLU’NDAN BAŞARI DİLEĞİ

İtalya’ya yerleşmeden önce Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu’nu ziyaret eden Şahin, Başkan Kartoğlu’na Milli Takım’da giydiği formasını hediye etti. Başkan Kartoğlu da, hem Başakşehir’i hem de Türkiye’yi yurt dışında temsil edecek Latife Selin Şahin’e İtalya’daki kariyerinde başarılar diledi.

Japon teknosporu ‘Hado’ İstanbul’da

İsfanbul Tema Park, dünyaca ünlü Japon Artırılmış Gerçeklik (AR) oyunu Hado’ya ev sahipliği yapıyor. 22 – 29 Ekim tarihlerinde Tema Park’a giriş bileti alan misafirler, Hado’yu ücretsiz olarak tecrübe edebilecek. Tokyo merkezli dijital araştırma ve oyun tasarım merkezi The Superhuman Sports Society’nin oyun ve teknolojiyi birleştirerek tasarladığı artırılmış gerçeklik oyunu Hado, Türkiye’de meraklı takipçileriyle buluştu. Hado’nun ilk günkü açılış etkinliğine Avrupa ve Japonya’dan temsilcilerin yanı sıra, Hado Türkiye Direktörü Koray Erdemir ve İsfanbul Tema Park Yönetici Direktörü Tankut Tonger katıldı.

SPOR YAPARKEN EĞLENMEK MÜMKÜN

Organizasyondan ötürü heyecanlı olduklarını belirten İsfanbul Tema Park Yönetici Direktörü Tankut Tonger, “Çok enteresan bir spor bu Hado. Arttırılmış gerçeklik teknolojisinin, bilgisayar oyunlarının ve sporun birleştirildiği bir etkinlik. Japonya’da yaklaşık 3 senedir büyük kitlelerin takip ettiği bir organizasyonu buraya getirdik. 7 gün boyunca bizlerle olacak. Tema parkı ziyaret eden bütün misafirlerimiz ücretsiz bir şekilde deneyimleyebilecek. Oldukça yorucu ve kalori harcattıran, spor yaparken insanların eğlendiği bir organizasyon” dedi.

BU OYUNDA YAŞ FARKI ÖNEMLİ DEĞİL

Hado’yu 20 ülkeyle birlikte İstanbul’a da getirdiklerini ifade eden Hado Türkiye Direktörü Koray Erdemir, “Bu yeni bir organizasyon, yeni bir spor dalı. Anneyle çocuğun, kadınla erkeğin yaş farkı gözetmeksizin çok rahat bir şekilde spor yapabileceği, fiziksel temas olmadan teknolojinin günümüz sporuyla birleştiği bir organizasyon” dedi.

6 ÜLKEDE FEDERASYONU VAR

Oyunu hem Türkiye’de hem de Japonya’da birkaç defa deneyimlediğini aktaran Erdemir, “Türkiye’deki hedefimiz, önümüzdeki yıl sonuna kadar farklı şehirlerde kurulacak olan 50 noktada insanları Hado’yla tanıştırmak. Ve en yakın zamanda lisanslı oyuncu portföyü yaratıp 2020 sonundaki Dünya Şampiyonası’na sporcu yollamak. Çünkü 2016 yılından itibaren Dünya Şampiyonası düzenleniyor. 6 farklı ülkede federasyonu kurulmuş durumda. Dünya üzerinde gerçekten çok yaygınlaşmakta olan bir spor. Çok hızlı gelişiyor. Uzak Doğu’da oyuncu sayısı çok fazla. Japonya’daki bir Bahar Kupası’na gitme şansım oldu, yaklaşık bin 500 kişilik bir seyirci grubu vardı” ifadelerini kullandı.

(FOTOĞRAFLI-GÖRÜNTÜLÜ)

Uğurlu öğrenciden atletizmde Türkiye birinciliği

Türkiye Atletizm Federasyonu ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, 18 Ekim’de düzenlenen 80 metre ve 100 metre engelli koşu branşında Uğur Okulları Balgat Kampüsü 9. sınıf öğrencisi Fazlı Aydın, Türkiye birincisi oldu. Yarışmalara haftada 5 gün, günde 3 saat süren antrenmanlarla yoğun bir tempoda hazırlık yaptığını söyleyen Fazlı Aydın’ın, Türkiye Atletizm Federasyonu tarafından düzenlenen birçok yarışmada da farklı dereceleri bulunuyor.

TÜM ARKADAŞLARIMA BU SPORU TAVSİYE EDİYORUM

U-16 200 Metre Türkiye birinciliği, 60 Metre 60 Engel Yarışması Türkiye birinciliği, U-16 Türkiye’nin En Hızlısı Yarışması 80 metrede 9,32 saniye ile Türkiye birinciliği ve U-16 100 Metre Türkiye birinciliği derecelerine sahip olan Aydın, 4 yıldır koştuğunu ve bunun hem bireysel hem de sosyal yaşantısına olumlu katkıları olduğunu söyledi.

Fazlı Aydın “Atletizm sahasını ilk gördüğümde çok heyecanlandım ve bu sporu yapmak istediğimi fark ettim. Atletizmle azimli, sabırlı ve disiplinli bir insan olmayı öğrendim. Öz güvenim arttı, daha sosyal bir insan oldum. Başarılarımın verdiği onur beni çok heyecanlandırıyor. Aileme bu gururu yaşattığım için çok mutluyum. Tüm arkadaşlarıma bu sporu tavsiye ediyorum” dedi.

 

Ekim ayında en çok Galatasaray konuşuldu

Geçtiğimiz ekim ayında Avrupa’nın devleriyle karşılaşan Galatasaray, sahasında konuk ettiği Real Madrid ve PSG maçlarından puansız ayrıldı. Şampiyonlar Liginde oynadığı 3 maçta gol dahi atamayan Sarı-Kırmızılı takım Avrupa arenasında galibiyete hasret kaldı.

Önümüzdeki ay içerisinde şampiyonlar ligi dördüncü maçında İspanyol temsilcisi Real Madrid deplasmanına konuk olacak olan Galatasaray, Ligde de Beşiktaş’a karşı derbi mağlubiyeti yaşadı. Topladığı 13 puanla Ekim ayını lider olarak bitiren Alanyaspor’un 5 puan gerisinde tamamlayan aslan, ligde topladığı 13 puanın yanı sıra; Gomis’ten sonraki santrfor sorununu bir türlü çözemedi. Sarı- Kırmızılı ekip, geride kalan 9 haftada sadece 9 gol bulurken ligde en az gol atan 3 takımdan biri konumunda bulunuyor.

Öte yandan TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Beşiktaş-Galatasaray derbisinde yapılan kötü tezahüratlar nedeniyle Sarı-Kırmızılı takıma tribün kapatma cezası verdi. MTM’nin raporuna göre medyada 86 bin 696 haberde yer alan Galatasaray, bu alandaki liderliğini devam ettirdi. Galatasaray’ı ikinci sırada 85 bin 158 haberle Beşiktaş takip ederken, üçüncü sırada ise 66 bin 234 haber ile Fenerbahçe yer aldı.

FALCAO’DA SAKATLIK BİLMECESİ

Sarı-Kırmızılılara transfer olmadan önce de sakatlığı nedeniyle Monaco’nun hiçbir maçına çıkmayan Kolombiyalı golcü için, hocası Leonardo Jardim, “Ufak bir sakatlığı var. O yüzden oynamıyor” açıklamasını yapıp, bu nedenle forma vermediğini anlatmıştı. Ancak Sarı-Kırmızlılar, bu durumu, “Galatasaray’a transfer olmak istiyor. Bu yüzden kendisini riske etmek istemiyor” diye yorumlanmıştı. Paris Saint Germain maçından sonra yaşanan süreç ise Jardim’i haklı çıkardı. Galatasaray’ın 1 Ekim’de oynadığı PSG maçından sonra Aşil tendonunda zorlanmaya bağlı ağrı oluşan Radamel Falcao’ya Aşil tendinopatisi teşhisi konulmuştu. Medyada 18 bin 228 haberde yer bulan tecrübeli golcü, en çok konuşulan futbolcular listesinde birinci sıradaki yerini ekim ayında da korudu.

FATİH TERİM’DEN FUTBOLCULARA UYARI

Süper ligin 9. Haftasında Vodafone Park’ta ezeli rakibi Beşiktaş’a konuk olan Galatasaray, sahadan 1-0 mağlup ayrıldı. Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Fatih Terim, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ocak ayına kadar sıkıntı çekeceklerini belirten Terim şunları kaydetti, “Beraber olduğumuz arkadaşlarımızın nerede olduklarının farkına varması lazım. Bu da kısa zamanda olmuyor. Önce Galatasaray, sahada Galatasaray gibi oynamalı. Ancak bir kabahatli arıyorsanız karşınızda duruyor” dedi. Ekim ayında 29 bin 463 habere konu olan Fatih Terim, en çok konuşulan teknik direktörler sıralamasında zirvede yer aldı.

BEŞİKTAŞ’TA KAN DEĞİŞİKLİĞİ

2019-2020 Sezonuna yaptığı kötü başlangıcın ardından, bir türlü beklenen çizgiyi yakalayamayan Beşiktaş’ta tüm oklar yönetime çevrilmişti. Art arda alınan kötü sonuçlar neticesinde hem sosyal medyada hem de tribünlerde tepkilerini dile getiren siyah beyazlı taraftarlar başta Fikret Orman olmak üzere bütün yönetimi hedef almıştı. Gösterilen tepkilerin ardından Fikret Orman geçtiğimiz Eylül ayında istifa kararı almıştı. Bu istifa kararının ardından düzenlenen Olağanüstü Seçimli Genel Kurul Toplantısında başkanlık yarışı heyecanı yaşandı. Açılan 17. Sandık sonunda rakipleri Serdal Adalı ile Hürser Tekinoktay’ı geride bırakan Ahmet Nur Çebi, Beşiktaş’ın 34. başkanı oldu. Beşiktaş’ın çiçeği burnunda başkanı Çebi göreve gelir gelmez ayağının tozuyla, ilk ödeme sözünü de gerçekleştirdi. UEFA’da gelecek sezon için ‘men’ tehlikesi yaşamak istemeyen Siyah-Beyazlılar, ay sonuna kadar ödenmesi gereken 105 milyon lirayı tamamladı.

Medya Takip Merkezi’nin aynı raporuna göre medyada 14 bin 71 haberde bahsedilen Ahmet Nur Çebi en çok konuşulan kulüp yöneticisi olurken, kendisini 11 bin 46 haber ile başkanlık koltuğunu devraldığı Fikret Orman takip etti.

 

Yaşar Hacısalihoğlu: FETÖ’nün ülke arayışı listesinde Mısır da var

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fethullah Gülen, Mısır’da Cumhurbaşkanı Sisi’ye yakınlığı ile bilenen TEN TV’ye mülakat vermiş, Batı ülkelerine çağrıda da bulunarak, Türkiye’ye baskı yapmalarını istemişti. Görüşmenin ardından açıklamada bulunan röportajı yapan sunucu El Dihi, terör örgütü elebaşı Gülen ile Amerikan istihbaratının himayesinde sıkı güvenlik tedbirleri arasında söyleşiyi gerçekleştirdiklerini açıklamıştı.

FETÖ ile yurtiçinde mücadele sürerken örgütün küresel ağının canlılığını koruduğunu söyleyen İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, “Çünkü arkasındaki küresel efendileri desteklerini çekmiş değil. Bu buluşma oldukça anlamlı. Bu küresel ağın içerisinde olan aktörün bir araya geldiğini görüyoruz. İkisi de bu ağın kuklasıdır, ikisi de piyonudur. FETÖ hala bu diri olan küresel ağını bugüne kadar Türkiye’nin aleyhine ne kadar karanlık ilişkilere girmişse, seferber olduğunu da biliyoruz. Birçok ülkedeki hala sonlanmamış varlığını Türkiye aleyhine kullandığını biliyoruz. Dolayısıyla bu buluşmanın bir televizyon röportajı niteliğinin ötesinde, böyle bir ittifakın dışa vurumu olarak da görülebilir. Özellikle Amerika’da bu örgütün hamiliğini yapanların, onu hala destekleyenlerden habersiz olarak yapılmasının mümkün olmadığının altını çizmek isterim. Amerika’nın derin yapıları içerisinde FETÖ’nün kullanılan ağı sürüyor. Yani istihbarat birimleri, lobileri, birtakım kongre üyeleri çok açık bir şekilde ortada. Sisi de bu ağın içerisindedir. Onun temsilcisi, onun yönlendirmesi ile gerçekleşmiş olan bu buluşmanın bu yapıyla da korunduğunu söylemek gerekir” dedi.

“AMERİKA’DAKİ ÇELİŞKİDEN YARARLANIYORLAR”

“Hillary Clinton ile olan FETÖ ilişkisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın karşısına konumlanışları o dönemden itibaren Trump’ta bir kanaat oluşturdu. Trump’ın da içeride bir yığın sorunları var. Kendisi başlı başına sorun üreten bir başkan kimliğini koruyor” diyerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, “Dolayısıyla o açıdan kendi kadroları, Amerika’nın müesses nizamı açısından çelişkiler de sürüyor. O çelişkiler ve çatışmalar içerisinde FETÖ’nün de bundan yararlanarak varlığını sürdürdüğünü biliyoruz” diye konuştu.

FETÖ’NÜN LİSTESİNDE MISIR DA VAR

FETÖ elebaşının küresel efendileri tarafından bir başka ülkeye transferini düşündüklerine ilişkin zaman zaman yorumların yapıldığını ve bunlar arasında Mısır’ın da olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hacısalihoğlu, “Bu da şaşırtıcı olmaz. Ama sonuç itibariyle nereye giderse gitsin bu küresel ağın köreltilmesi, bulunduğu her ülkede bir tehdit unsuru olarak algılanması gerekir” şeklinde konuştu.

Örgüt üyelerinin ABD’deki durumunu değerlendiren Prof. Dr. Hacısalihoğlu, “Sonuç itibariyle FETÖ elebaşısının Amerika’da olmadığı zaman oradaki örgüt üyeleri açısından alanın daralacağı anlamına gelir” yorumunda bulundu.

“ŞAŞIRTICI DEĞİL”

Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin bu durumdan etkileneceğini söyleyen Prof. Dr. Hacısalihoğlu, “Darbeci anlayışın getirdiği yapı tamamen hak, hukuk, adaletin ötesinde Türkiye’nin aleyhine işlediğini görüyoruz. Dolayısıyla mevcut durumda ilişkilerin sağlıklı hale gelmediğini görüyoruz. Bunu Mısır’ı darbeyle, zorbalıkla ele geçirenler tarafından atılmış yeni bir şer hamlesi olarak görmek gerekir. Türkiye’nin Mısır halkı ile hiçbir sorunu yoktur. O açıdan bu içinde biriktirdiği tortuların, Türkiye’ye bakışın bir dışavurumudur. Şaşırtıcı da değildir. Başarısız olmuş bir darbeyi tezgahlayanın başarılı olmuş bir darbeciyle buluşması olarak görmek gerekiyor. Hakkın, hukukun, demokrasinin, millet iradelerinin, halkın sandıktan çıkan egemenliğine karşı duran iki aktörün buluşması olarak görmek gerekir” açıklamasını yaptı.

Yaşar İçen: Türkiye’yi Irak üzerinden okumak gerekiyor

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde ‘Uluslararası Siyasetten Türkiye Analizi’ başlıklı bir konferans veren Gazeteci Yazar Yaşar İçen, terör, Irak, İran, Suriye ve DAEŞ konularına değindi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hüdayi Sayın’ın moderatörlüğünde düzenlenen konferansta konuşan Yaşar İçen, Irak’ta yaşanan gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Irak’ta 1 Ekim’den bu yana süren sokak eylemlerinin öngörülen bir durum olduğunun altını çizen Yaşar İçen “Kültürel ve siyasi anlamda Irak ve Türkiye’nin birbirine benzeşiyor. Bu nedenle Türkiye’yi ırak üzerinden okumak gerekiyor” dedi.

“IRAK’TA YAŞANANLAR ÖNGÖRÜLEN BİR DURUMDU”

Konuşmasında “Irak ciddi anlamda Türkiye’nin önüne alması gereken bir tablodur” diyen Yaşar İçen şöyle konuştu:

“Irak’ta 1 Ekim’den beri sokaklar kaynıyor. Bu, öngörülen bir durumdu. Öyle bir dış baskı var ki orada, yönetenler isteseler de bir şeyler yapamıyorlar. Irak’ta kontrolsüzlük var. Lütfen Türkiye üzerinde bir şeyler düşüneceğiniz ve konuşacağınız zaman yönünüzü Irak’a çevirin. Irak üzerinden Türkiye çok daha net okunabiliyor ve değeri daha fazla anlaşılabiliyor. Irak ciddi anlamda Türkiye’nin önüne alması gereken bir tablodur. Irak’a her gittiğimde bana kimi Iraklılar gelip Türkiye vatandaşı olmak için neler yapabileceklerini soruyor. Bazı kişilerin şikâyet ettiği ülkemizin vatandaşı olmak için can atan Iraklılar var. Dışarı çıktığınız zaman bu ülkenin ne kadar vazgeçilmez olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.”

“EYLEMLER SIRADAN DEĞİL”

Kuzey Irak Kürt Bölgesinin referanduma gitme kararı bir ‘oyun’ olarak niteleyen İçen, “Türkiye referanduma gitmenin yanlışlığını yetkililere bildirdi. Bu tavır doğruydu. Ancak referandum yapıldı, Amerika bir tavır gösterdi ve Türkiye de köprüleri atarak ilişkileri askıya aldı. Bölge ile ilişkiler kesilince sonrasında İran da Irak’ın içine yerleşmeye başladı. İran strateji konusunda çok zeki bir ülkedir. Bu nedenle çok güçlü bir şekilde Irak’ın içine yerleşti. İran Irak’ın içine yerleşince ticaret de böylece İran’ın eline geçti ve Türkiye ile ticaret kesildi.  Bu nedenle Irak’taki Sokak eylemleri asla sıradan eylemler değildir” dedi.

“ANNELERİN SESİ ARTIK DAHA GÜR ÇIKIYOR”

Konuşmasında Diyarbakır’daki annelerin oturma eylemine de değinen Yaşar İçen, annelerin sessiz çığlığının artık daha cesur bir şekilde ses bulmaya başladığını kaydetti. Evlatları terör örgütü tarafından kaçırılan ailelerin çeşitli nedenlerle daha önce sesini yükseltemediğini ifade eden İçen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir ayı aşkın bir süredir Diyarbakır’da anneler evlatları için oturuyorlar. Annelerin yıllar süren sessiz çığlığı ortaya çıktı. Bu durum yıllardır var. Vatandaş sesini çıkaramıyordu. Çünkü tek kelime konuştuğunda diğer çocuğunu da dağa götürmeleri riski vardı. Korkunç baskılar vardı. Bir noktadan sonra birlikte sesler yükseldikçe etkili olmaya başladı. Bir annenin oturmasıyla arkası geldi. İçlerinde olduğumuz için bu annelerin yıllardır içlerindeki acıyı biliyoruz. Benim ailemin de kendi bölgesinden çıkış sebebi de buydu. Ailem ve yakınlarım terörden mağdur oldu. Ailemden kimileri cezaevine girdi, kimi öldürüldü, kimileri de yurtdışına kaçtı. Türkiye üç nesli, oynanan oyunlara feda etmek zorunda kaldı.”

“TÜRKİYE DIŞ POLİTİKADA VİZYON GELİŞTİRMEYE BAŞLADI”

Konuşmasında Türkiye’nin dış politikada artık bir vizyon geliştirmeye başladığına işaret eden Yaşar İçen “Görüneni değil, görünenin arkasındakini okumamız gerekiyor. Her zaman kendi fikriniz olmalı. Bu nedenle önce ülke içindeki bütünlüğü sağlamamız gerekiyor” diye konuştu. Konferansın ardından İstanbul yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu tarafından Yaşar İçen’e plaket takdim edildi.  

Dr. Alihan Limoncuoğlu: PKK mutlaka bitirilmeli

Türkiye’nin güvenli bölge oluşturmak amacıyla Fırat’ın doğusuna yönelik Barış Pınarı Harekâtı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Twitter’dan yaptığı ‘Türk Silahlı Kuvvetleri’miz Suriye Milli Ordusu’yla Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerine karşı Barış Pınarı Harekâtı’nı başlatmıştır’ açıklamasıyla geçtiğimiz gün başladı.

İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Alihan Limoncuoğlu, üç gündür devam eden harekatı değerlendirdi. YPG-PKK terör örgütünün bölgede faaliyetlerini iyice artırdığını o yüzden de operasyonun kaçınılmaz olduğunu belirten Dr. Limoncuoğlu, “Türkiye bu operasyonu yapmadan önce diplomatik her yolu denedi. Çok bilinmeyenli bir denklem olan Suriye’de böyle bir operasyon yapmak gerçekten zor. Türk askeri bölgede destan yazacaktır, başarıyla tamamlayacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Suriye’de kalıcı olmadığını amacının terör unsurlarını yok etmek olduğunu vurgulayan Dr. Limoncuoğlu, “Türkiye’nin hemen yanında terör devleti kurulmasına izin veremezdik. Türk askeri, sivil kayıpların önüne geçmek için azami özen gösterecektir. Barış Pınarı Harekâtı güvenli bölgenin kurulmasını kolaylaştıracaktır. Terörden temizlenmesiyle oluşturulan güvenli bölgeye de Türkiye’deki Suriyelilerin bir kısmı yerleştirilecektir” diye konuştu.

“TRUMP DENGELERİ GÖZETMEK ZORUNDA”

ABD Başkanı Donald Trump’ın çok tutarsız davrandığını söyleyen Dr. Limoncuoğlu, “Trump’ın attığı twitler iç siyasete yönelik. İç ve dış dengeleri gözetmek zorunda. Amerikan vatandaşları Suriye’de olan bitenden tam olarak haberdar değil diye düşünüyorum. Böyle olunca da Türkiye aleyhine bir tutum içerisindeler. Türk milletinin tam desteği oradadır. Hukuki ve siyasi olarak milletle ve orduyla birlik olduk. Çok önemli bir harekâttır. Kahraman TSK’yı ve onların komutanlarını ve askerlerini Allah muzaffer kılsın” dedi.

 

 

Dr. Louay Safi: İslam halkı artık demokratik devlet istiyor

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) bünyesinde faaliyet gösteren İslam ve Küresel İlişkiler Merkezi (CIGA), 13-15 Ekim tarihleri arasında Uluslararası İslam Dünyası Konferansı’na ev sahipliği yapıyor. Bugün başlayan konferansta uzmanların öncelikli konusu ise Müslümanların çoğunlukta olduğu (Mısır, Pakistan, Cezayir, Sudan, Türkiye, Endonezya) ülkelerdeki güncel problemler.

İSTİKRARSIZLIK VE ÇATIŞMALAR BİTMİYOR

Üniversite olarak İslam dünyasının karşılaştığı sorunlarla ilgilenmeyi önemsediklerini belirten İZÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nasuh Uslu, “İslam ve Küresel İlişkiler Merkezi, her sene temel konularda en az 2 konferans düzenliyor. Bugünkü konferansımız da İslam ümmetinin sorunlarıyla alakalı. Konferansın konusu İslam dünyası açısından çok önemli. Sivil – asker ilişkileri, Müslüman ülkelerin çoğunda insan hayatını etkileyen önemli bir konu. Arap Baharı’ndan sonra İslam dünyasında bir iyileşme beklenirken ortaya çıkan siyasal ve askeri istikrarsızlıklar, çatışmalar mutlaka ele alınmalı. Sorunların niye ortaya çıktığını, Arap Baharı’nın neden istenilen noktaya götürülemediği tartışılmalı. Çünkü İslam dünyası bunların tam aksine istikrarsızlık ve çatışmalarla karşılaştı. Bu konuların bütün sivil toplum kuruluşları ve araştırmacılar tarafından ciddi bir şekilde ele alınması gerekiyor. Biz de bu çerçevede elimizden gelen katkıyı sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

HALK BU DÜZENİN DEVAM ETMESİNİ İSTEMİYOR

İlk günkü konuşmacılardan biri olan Hamad Bin Khalifa Üniversitesi’nden Dr. Louay Safi ise bu ülkelerin en büyük sorunlarından birinin otokrasi olduğunu belirtti. “Bugün o coğrafyada yaşayan halklar, demokratik bir devlet istiyor” diyen Dr. Safi, “Devletin ülkeyi, halkın istediği şekilde yönetmesini, halka destek olmasını bekliyorlar. Çünkü otokratik ve baskıcı hükümetler tarafından yönetilmeleri bu İslam ülkelerinin en büyük sorunlarından biri. Dolayısıyla toplumun bu durumdan kurtulması için de Arap Baharı gibi meseleler yaşanıyor. Halk sokağa dökülüyor çünkü bu düzenin aynı şekilde devam etmesini istemiyor. Ama ben halkın galip geleceğini ve kaderlerini yeniden yönlendireceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. 

Bu noktada ise sivil toplumları ve enstitüleri geliştirme, daha kurumsal bir devlet yaratma konusunda büyük bir mücadele verildiğini kaydeden Dr. Safi, “İnsanların organize olmaya ihtiyacı var. Sadece partiler etrafında toplanmak zorunda değiller. Ve insanların farkındalığı her geçen gün artıyor. Türkiye ve Malezya da bu noktada Müslüman ülkelere karşı iyi bir rol model oluyor” diye konuştu.

Kategoriler
Adana

Prof. Dr. Han: Türkiye harekât öncesinden daha iyi bir zeminde

Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü Barış Pınarı Harekâtı’na ara verilmesine ilişkin Türkiye ile ABD arasında varılan mutabakatı ve bundan sonrasına ilişkin olası gelişmeleri değerlendirdi. Mutabakata büyük ölçüde uyulacağına inandığını belirten Prof. Dr. Han, “Eksik kalan kısımlar olursa bunların da yolda karşılıklı istişareler yoluyla çözüleceğini düşünüyorum” dedi.

‘ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİ SONRASI UZLAŞMA OLACAKTIR’

13 Kasım’da yapılacak Erdoğan-Trump görüşmesine kadar Barış Pınarı Harekâtı’nın yürütüldüğü coğrafyada, varılan anlaşma etrafında kabul edilebilir ölçekte gelişmeler yaşanabileceğini ifade eden Prof. Dr. Han, “Büyük bir problem olacağını sanmıyorum. İki lider yan yana gelip birbirleriyle yüz yüze görüştükten sonra meselenin ahvali konusunda geniş uzlaşmaya doğru gidilecektir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘BARIŞ PINARI HAREKÂTI BÜYÜK BİR ADIM’

Türkiye açısından Suriye ile ilgili sorunların uzun yılların birikimi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Han, “Tek ve büyük bir fırça darbesiyle çözülecek ve her şey yerli yerine oturacak diye bir beklenti içine girmek gerçekçi değil. Türkiye adım adım yürümek zorunda. antalya escort ankara escort Ve bu Barış Pınarı Harekâtı da büyük bir adım” diye konuştu.  

‘TÜRKİYE HAREKÂT ÖNCESİNE GÖRE DAHA İYİ BİR NOKTADA’

Bölgedeki diğer aktörlerin kendi aralarında ne pazarlıkları yaptığı, bu pazarlıkların varlığından yokluğundan ari olarak şu anda Türkiye’yi ilgilendirse de durumu değiştirmeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Han, “Diğer aktörlerin kendi aralarındaki pazarlıklarının neticelerinin ne olduğu, Türkiye açısından önümüzdeki dönemde atılacak başka adımlarla yönetilebilirdir. O noktada eğer böyle pazarlıklar varsa bunların sonuçlarının yönetilmesi açısından Türkiye bugün Barış Pınarı Harekâtı’nın başladığı noktaya göre daha iyi bir zemindedir. Dolayısıyla iyimser olmak için her türlü neden var” dedi. 

‘İHTİYAT ELDEN BIRAKILMAMALI’

Tüm iyimserliğe rağmen gelinen noktada ihtiyatlı olmak için de çok sayıda neden bulunduğunun altını çizen Prof. Dr. Han, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’nin burada bir çok muhatabı var. Onların kendi aralarında varabilecekleri anlaşmalara ya da ortaya çıkabilecek anlaşmazlıklara doğrudan Türkiye’nin gündemini ilgilendiren sonuçlar doğuracakları için dikkatle ve ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Yine verilen sözlerin tutulması veya tutulmaması önemli bir kriterdir. Buna da dikkatle ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Örneğin Rusya ve ABD arasında diğer aktörlerden bağımsız olarak varılacak bir anlaşmanın içeriği, potansiyel olarak bütün sahayı ve Suriye’nin geleceğini dönüştürebilir. Böyle bir anlaşmanın tüm unsurlarıyla birlikte Türkiye’nin lehine olacağını önceden garanti edilmiş bir sonuç olarak varsayamayız. Bu ve benzeri noktalar açısından ihtiyatlı olmak gerekir.”

(FOTOĞRAFLI)